istanbulda öğrenci olmak

İstanbul’da Üniversite Öğrencisi Olmak

Merhaba arkadaşlar, sizlere “Bloga yazacak konu bulamayan yazar” isimli makalemde de bahsettiğim gibi bu duruma sebep olduğuna inandığım, İstanbul’da öğrenci olmak konusunu  sinir stres ve trafikler ile destekleyerek bolca yakındığım bir yazı olacak. Şimdiden iyi okumalar 🙂

Hadi bu durumdan biraz bahsedelim.

Şimdi, İstanbul’da Üniversite öğrencisi olmak diyoruz ama burada değinmek istediğim tek konu İstanbul’da üniversite okumak değil tabi ki. Bu yazıyı yazmamın sebebi, her gün çekilen kilometrelerce yol ve sayısız aktarmalar sonucunda bir yerlere varmamız. Üniversite öğrencisi dedik, bakın öğrenci diyorum. Sabah 08:00 dersimiz için 05:30’da kalkmaya şartlandırılmış bir öğrenciyiz. İmam kalkmadan biz metrolarda, otobüslerde okulun yolunu tutuyoruz.

Yeni bilgiyi kavramaya hazır beynimiz, yeni bilgiyi kavrayamadan yorulmaya başlıyor bile. Tabi alışıyorsunuz bu duruma gün geçtikçe, sonuçta ne yapacaksınız ki? Öğrencisiniz yani. Sabah erken saatlerde metroya biniyorsun, insanlar ayılmamış. Ayakta zor duran sayısız insanlar, işine gücüne bakan, ekmeğini kovalayan insanlar. Herkes pusuya yatmış, metronun metrobüsün kapıları açılsa da yer kapsak hesabı. Öğrencisin tabi, görüyorsun bu durumu. Arada biz öğrencileri de düşünüyorlar yalan yok şimdi, boş bir yer bulduğumuzda oturuyoruz.


Şimdi buraya kadar her şey normal, size parmağımla “Ne olacak? bizde o yollardan geçtik.” diyecek sayısız insan gösterebilirim. İnsanın ağzına laf geliyor bazen ama diyemiyor anca böyle yakınarak rahatlamaya çalışıyoruz. Mega kent’in gelişimine ayak uydurmak sıkıntı, öğrenci iken ekstra sıkıntıdır. Tüm bunlara sınav stresi ve kaygısını ekleyin. Düşünün quizi, vizesi ve finali. %10, %30, %50 etki oranlarına bakarsak. Ti’ye alma oranına göre yorumlarsak:

Quiz: Amaan %10 etkiliyor ne olacak sanki.
Vize: İşler ciddileşiyor hacı %30 diyorum sana.

Final: Hacı bu sınavda güzel bir şeyler yapmak lazım, ordan bi ses yükselir: “Taktik maktik yok bam bam bam yapıştıracaksın.”


Dur dur, nerde kalmıştık? Sınav dedik stres ve kaygı dedik. İşte asıl nokta burası, sınav haftası ve random belirlenen sınav tarihleri-saatleri. İşte empati yapılması gereken nokta aslında burası, dört aktarmayla ulaşılan bir okulun verdiği random sınav saati 10:00 desek. 07:00’da evden çıkmamız lazım ki, sınava anca yetişelim. Hadi şimdi bunun final sınavı(%50 etki oranı) olduğunu varsayalım. Ne oldu? Stres ve kaygı noktasına geldik mi? İşte tüm bu yazı da anlatmak istediğim olay buydu. Yani İstanbul güzel Eyvallah! Ama içinde bulunduğun durum şekillendiriyor bunu. Herkesin yakındığı bir olay vardır, bende en çok bu durumdan yakınmıştım. Bir nevi madem “yazacak bir şey bulamadım” yazısında “İstanbul’da Üniversite Okumak” tan bahsederim dedim, bu yazımı da o cümleme ithafen yazdım.


Yazımı eleştirmekten çekinmeyin, olumlu/olumsuz her türlü yorumlarınızı bekliyorum.
Blog tutan insanın besini, okuyucunun yorumudur.” deyip yazıyı burada bitiriyorum. 🙂Emre Acun

  7Yorumlar

  1. Zülal bostancı   •  

    Ya canııım. Çok beğendim. En muzdarip olduğum konuya değinmişsin. Bravo 💖👏👏

Bir Cevap Yazın